‘Şüphesiz ki namaz, müminler üzerine vakitleri belli bir farz olmuştur." (1) Allahü Zülcelal bu ayeti kerimede namazların farz kılındığını beyan etmiştir. Namaz, her Müslümanın mutlaka yerine getirmesi, eda etmesi gereken kesin ve temel bir emirdir.Bunun böyle olduğu Kur’an, Sünnet ve icma ile sabittir.
Bu noktada, namazın edası ve ikamesi (dosdoğru kılınması) en önemli husustur. Öyle ki, Ashab-ı Kiram, Tabiîn, Selef-î Salihîn, müctehid imamlar, büyük evliyaullah, kâmil mürşidler, namazı, uygulamayla ilgili emirlerin birincisi olarak kabul etmişler, hem kendileri kılmışlar, hem de Ümmet-i Muhammed’e mutlaka kılınması gerektiğini ifade etmişlerdir. Müslümanlar şu hususu çok iyi anlamalı ve bilmelidir: Namazı terk ederek, namazı ihmal ederek, namaz hususunu hafife alarak kesinlikle kurtulamazlar.Özellikle de Peygamber Efendimiz (SAV), namazın cemaatle kılınmasına çok önem vererek, her vesile ile bunu kuvvetli bir şekilde teşvik etmiştir. Hanefi mezhebinde bazı alimler cemaatle namaz kılmak sünnet-i müekkededir, derken, bazıları vaciptir demişlerdir. Ata Ahmed b.Hanbel, Ebu Sevr gibi alimler cemaatle namaz kılmanın farz-ı ayn olduğunu ifade etmişlerdir.
Pek çok kişi namazını kılmakta, fakat cemaate maalesef gerektiği şekilde önem vermemektedir. Halbuki, ezanı duyan kişinin cemaati terk etmesine ruhsat verilmez, çünkü o son derece kuvvetli bir sünnettir. Ayrıca, Peygamber Efendimiz (SAV) cemaatle namaz kılmanın fazileti hakkında pek çok hadisi şerifler beyan buyurmuş, ümmetine bu konuda pek çok tenbih ve uyarılarda bulunmuştur.
Peygamber Efendimiz (SAV) "Üç kişi bir köyde veya çölde bulunurda aralarında (ezan okumaz ve) cemaatle namaz kılınmazsa, mutlaka şeytan onlara galip gelir. O halde sen cemaate devam et, çünkü kurt (sürüden) uzak kalanı yer." (2) buyurmuştur.
İbni Mesud Radıyallahü anhdan rivayet edilmiştir ki, Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu: "Her kim yarın Allah–u Telaya müslüman olarak kavuşmak isterse şu namazlara devam etsin nerede çağrılırsa (ezan okunursa orada hemen cemaate koşsun). Sonra İbni Mesud şöyle devam emiştir: "Şüphesiz Allah (CC) sizin Peygamberinize süneni Hüda (doğru yollar) meşru (tayin etti) etti. Bu namazlar da süneni hudâ'dandır. Eğer siz cemaatden geri kalıp evinde kılanlar gibi evlerinizde kılsanız, elbette Peygamberinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Peygamberinizin sünnetini terk edince de elbette sapıtmış olursunuz. Herhangi bir kişi güzelce abdest alır da şu camilerden birine gitmeyi kastederse mutlaka Allah–u Tela o kişiye (o yolda) attığı her adıma karşılık bir hasene yazar onu bir derece yükseltir ve bir günahını siler. (Biz Müslümanlar olarak bu namazları cemaatle kılardık.) Şüphesiz ben, bizi şu halde görürdüm ki, cemaatten ancak münafıklığı belli olanlar geri kalırdı ve yine muhakkak ki bir adam tek başına cemaate gelemediğin de, iki kişiye dayanarak getirilir, safa dikilirdi." (3)
Bir başka hadisi şerifte Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyuruyor. "Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı evinde ve sokağında (dükkanında) kıldığı namazından yirmi beş derece üstündür. Şüphesiz sizin biriniz güzelce abdest alarak sadece namaz niyetiyle camiye gelirse, camiye gelinceye kadar attığı her adıma karşılık mutlaka Allah–u Teala onu bir derece yükseltir. Ve bir günahını siler. Mescide girdiğinde namazı beklemek için durduğu müddetçe, namazda sayılır. Ayrıca kimseye eziyet etmemek ve abdestli bulunmak şartıyla namaz kılacağı yerde durduğu müddetçe melekler: 'Ey Allahımız! Onu affet, ona rahmet et' diye dua da bulunurlar." (4) Bir diğer rivayette ise: "Cemâatle namaz kılmak yalnız başına namaz kılmaktan yirmi yedi derece daha üstündür." (5) buyurulmuştur.
Kişi sevap kazanmak niyetiyle namaz kıldığına göre, evde kılacağına biraz daha gayret göstererek camiye gidip cemaatle namaz kılmalı ve bu kadar büyük sevabı kaçırmamalıdır. Dünya işlerinde herkes istinasız "bir" yerine, "yirmi beş" kat daha fazla kazanmayı tercih edecek olmasına rağmen, iş ahiret kazancına gelince maalesef pek çoğu bu büyük kazanca ilgisiz kalmaktadır.
"Fevâid–i Behiyye" de zikredildiğine göre, Muhammed b. Semâe rahimehullah diyor ki:"Bir keresinde cemaate yetişemedim. Cemaatle kılınan namazın sevabı yirmi beş derecedir diye, sayıyı tamamlamak için o namazı yirmi beş defa kıldım. Sonra rüyamda birinin bana "Ey Muhammed b. Semâe! yirmi beş kere kıldın ama meleklerin Amin demesi ne olacak." dediğini işittim. Meleklerin amin demesinden maksat ise "İmam Fatiha süresini okuduktan sonra "Amin" deyince melekler de amin derler. Kimin "Amin" demesi meleklerin "Amin" demesine rastlarsa, o kişinin geçmiş günahları affolur." (6)
Tüm bunlardan anlaşılan, cemaatle kılınan namazın sevabını, yalnız başına kılmakla elde etmek kesinlikle mümkün değildir. Sadat-ı Kiramlar şöyle buyurmuşlardır: ‘Bir yerde farz namazı kılmak istediğinizde cemaat olacak kimseyi bulamazsanız, parayla dahi adam tutun, namazınızı cemaatle kılın.
Allahü Zülcelal’in emrini derhal yerine getirmek çok önemlidir. Hele ki; imamla iftitah tekbiri getirmenin pek çok sevabı bulunmaktadır. Cemaati terk edenleri tehdit mahiyetinde ise, pek çok hadisi şerifler vardır. ‘Müezzinin ezanını işitip de cemaate gitmemesi bir müminin asi ve bedbaht olmasına yeter. (7)
İbn Abbas (RA)’dan rivayetle Rasulallah (SAV) buyurmuştur ki: ‘Kim ezanı duyar da mazeretsiz cemaate gelmezse, onun (sonradan) kılmış olduğu namaz (tam) kabul edilmez. Ashap: ‘Mazeret nedir’ dediler. Rasulullah (SAV) buyurdu ki: ‘Korku veya hastalık’ (8)
Şunu unutmamalıdır ki şuurlu bir müslüman için Allahu Zülcelal’in ve Resülünün emir ve rızalarının bu yönde olması, cemaatle namaza mümkün olduğunca devam etmek için yeterli bir sebeptir. Allahu Zülcelal son nefesimize kadar, tüm namazlarımızı vaktinde ve cemaatle kılabilmeye bizleri muvaffak eylesin. (Amin.)
KAYNAKÇA:
1– Nisa: Süresi: 1032- Ebu Davud, Salat 46, 4/150, Nesei, İmamet 48, (2, 106, Ahmed ibni Hanbel 5/196, 6/4463-Müslim, Mesacid: 257, Ebu Davud Salat, 46, Nesei İman 5, İbn–i Mace , mesacid: 144-Buharî, Salat 87, Bedü'l–Halk: 7, Müslim, Mesacid: 272, Ebu Dâvud, Salât: 20, İbn–i Mâce, Mesacid: 14, 195- Buharî, Ezân 30, Müslim, Salât 272
6-Buhari, Ezan: 111,113, 125, Müslim, Salat: 71, 72, Ebu Davud, Salat: 140,168, Tirmizi, Mevakit: 71,83, Nesei, İftitah: 33, 34 7-Taberani, 8-Ebu Davud, İbn Hıbban,İbn Mace.
Yalkın Tuncay